|Ana Sayfa | Ulaşım | Konaklama | Yeme İçme | Gezi Tur | Galeri | Video | İletişim |


  » Kale

  » Fatih Camii

  » Tavşan Adası

  » Müze

  » Hamamlar

  » Horhor Deresi

  » Boztepe

  » Çekiciler Çarşısı

  » Sahil ve Plajlar

  » Amatör Balıkçılık

  » Bedesten

  » Kilise

  » Yürüyüş Yolu

  » Kuşkayası Yol Anıtı

  » Mendirek

               YÖRESEL  :

  » Mani ve Türküler

  » Bartın Şivesi (Ağzı)

  » Kız İsteme

  » Nişan ve Düğünler

  » Asker Gönderme

  » Masal ve Efsaneler

  » Bilmeceler

  » Oyunlar

  » Tel Kırma-sarma

  » İmeceler

  » Giysiler

  » Tarihi Evler

  » Bayramlar

  » Yöre Yemekleri

  » Denizciler Bayramı
  » Şehitlerimiz
  » Linkler

Amasra ve Bartın şehitleri

BARTIN'LI TERÖR ŞEHİTLERİMİZ

ADI SOYADI DOĞUM TARİHİ MEMLEKETİ GÖREV YERİ GÖREVİ ŞEHİT OLDUĞU TARİH
AYDIN AYDOĞMUŞ 1962 BARTIN ŞIRNAK KD.ÜSTEĞMEN
09/04/1994
MUSTAFA KEMAL AÇIKGÖZ 1973 ULUS VAN POLİS MEMURU
14/02/2000
EROL ERCAN 1970 DÖNGELLER KY MARDİN ÖĞRETMEN
05/12/1994
ALİ ÇAYIR 1972 ARIT-ÖREN KÖYÜ KARS KOMANDO ER
29/10/1993
GÜRDAL ÇAKIR 1973 FIRINLI KÖYÜ MARDİN KOMANDO ER
28/12/1993
HÜSEYİN DEMİREL 1973 ULUS BAŞKALE KOMANDO ER
28/07/1994
AHMET TELLİ 1972 ÇAKRAZ BOZ SİİRT JANDARMA ER
28/06/1993
ADEM GENİŞ 1974 ARIT-Y.ŞEYHLER HAKKARİ TANKÇI ER
23/11/1997
NECDET ORHAN 1971 ARIT-M.PİRİ HAKKARİ KOMANDO ER
29/10/1992

Çanakkale'de Şehit olan Amasra'lılar

ADI
BABA ADI
LAKABI
TEVELLÜT
İLÇESİ
KÖYÜ
ŞEHİT OLDUĞU TARİH
Ali Hasan
Osman
---
1296
Amasra
---
22/04/1915
Emin
Hasan
Köse Oğulları
1304
Amasra
Çanakçılar
----
Emin
Hüseyin
---
1304
Amasra
Çanakçılar
17/04/1915
Hakkı
Mehmet
Sarı Mustafa
1307
Amasra
---
21/08/1914
Halil
Hüseyin
Abbas Oğulları
1302
Amasra
Makaracı
20/04/1915
Halil
Mustafa
Tıfıl Oğulları
1308
Amasra
Saraydüzü
21/02/1915
Hasan
Mustafa
Deli Ali Oğulları
1302
Amasra
---
25/05/1915
Hüseyin
Ali
Kabukçu Oğulları
1303
Amasra
---
28/08/1915
Hüseyin
Mehmet
Sarı Mehmet Oğulları
1310
Amasra
---
23/06/1915
İbrahim
Mustafa
Çakır Ali Oğulları
1307
Amasra
---
29/08/1915
İsmail
Hüseyin
Sarı Ahmet Oğulları
1306
Amasra
Kazpınar
27/05/1915
Mehmet
Mehmet
---
1304
Amasra
---
07/10/1915
Mehmet
Salih
Deli Mehmet Oğulları
1305
Amasra
Çanakçılar
28/05/1915
Mustafa
Abdullah
Mehmet Ali Oğulları
1307
Amasra
---
30/04/1915
Mustafa
İsmail
---
1306
Amasra
---
22/02/1915
Osman
İlyas
Demirci Oğulları
1302
Amasra
Yukarısal
21/06/1915
Rasim
İsmail
Ağvalı Oğulları
1305
Amasra
---
24/07/1915
Tahir
Mustafa
---
1294
Amasra
---
21/10/1915
 

Çanakkale Şehitlerine

Şu Boğaz harbi nedir? Var mı ki dünyâda eşi?
En kesif orduların yükleniyor dördü beşi.
Tepeden yol bularak geçmek için Marmara’ya-
Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya.

Ne hayâsızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı!
Nerde-gösterdiği vahşetle 'bu: bir Avrupalı'
Dedirir-Yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi,
Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yâhud kafesi!

Eski Dünyâ, yeni Dünyâ, bütün akvâm-ı beşer,
Kaynıyor kum gibi, mahşer mi, hakikat mahşer.
Yedi iklimi cihânın duruyor karşında,
Avusturalya'yla beraber bakıyorsun: Kanada!

Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk:
Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk.
Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ...
Hani, tâuna da züldür bu rezil istilâ!

Ah o yirminci asır yok mu, o mahlûk-i asil,
Ne kadar gözdesi mevcûd ise hakkıyle, sefil,
Kustu Mehmedciğin aylarca durup karşısına;
Döktü karnındaki esrârı hayâsızcasına.

Maske yırtılmasa hâlâ bize âfetti o yüz...
Medeniyyet denilen kahbe, hakikat, yüzsüz.
Sonra mel'undaki tahribe müvekkel esbâb,
Öyle müdhiş ki: Eder her biri bir mülkü harâb.

Öteden sâikalar parçalıyor âfâkı;
Beriden zelzeleler kaldırıyor a'mâkı;
Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin;
Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.

Yerin altında cehennem gibi binlerce lağam,
Atılan her lağamın yaktığı: Yüzlerce adam.
Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer;
O ne müdhiş tipidir: Savrulur enkaaz-ı beşer...

Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak,
Boşanır sırtlara vâdilere, sağnak sağnak.
Saçıyor zırha bürünmüş de o nâmerd eller,
Yıldırım yaylımı tûfanlar, alevden seller.

Veriyor yangını, durmuş da açık sinelere,
Sürü halinde gezerken sayısız teyyâre.
Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler...
Kahraman orduyu seyret ki bu tehdide güler!

Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;
Alınır kal'â mı göğsündeki kat kat iman?
Hangi kuvvet onu, hâşâ, edecek kahrına râm?
Çünkü te'sis-i İlahi o metin istihkâm.

Sarılır, indirilir mevki-i müstahkemler,
Beşerin azmini tevkif edemez sun'-i beşer;
Bu göğüslerse Hudâ'nın ebedi serhaddi;
'O benim sun'-i bedi'im, onu çiğnetme' dedi.

Asım'ın nesli...diyordum ya...nesilmiş gerçek:
İşte çiğnetmedi nâmusunu, çiğnetmiyecek.
Şühedâ gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar...
O, rükû olmasa, dünyâda eğilmez başlar,

Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
Bir hilâl uğruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor!
Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş asker!
Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.

Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor tevhidi...
Bedr'in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi.
Sana dar gelmiyecek makberi kimler kazsın?
'Gömelim gel seni tarihe' desem, sığmazsın.

 

Herc ü merc ettiğin edvâra da yetmez o kitâb...
Seni ancak ebediyyetler eder istiâb.
'Bu, taşındır' diyerek Kâ'be'yi diksem başına;
Ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;

Sonra gök kubbeyi alsam da, ridâ namıyle,
Kanayan lâhdine çeksem bütün ecrâmıyle;
Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan,
Yedi kandilli Süreyyâ'yı uzatsam oradan;

Sen bu âvizenin altında, bürünmüş kanına,
Uzanırken, gece mehtâbı getirsem yanına,
Türbedârın gibi tâ fecre kadar bekletsem;
Gündüzün fecr ile âvizeni lebriz etsem;

Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana...
Yine bir şey yapabildim diyemem hâtırana.
Sen ki, son ehl-i salibin kırarak savletini,
Şarkın en sevgili sultânı Salâhaddin'i,

Kılıç Arslan gibi iclâline ettin hayran...
Sen ki, İslam'ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,
O demir çenberi göğsünde kırıp parçaladın;
Sen ki, rûhunla beraber gezer ecrâmı adın;

Sen ki, a'sâra gömülsen taşacaksın...Heyhât,
Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihât...
Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,
Sana âğûşunu açmış duruyor Peygamber.

Mehmet Akif Ersoy

KORE ŞEHİT VE GAZİLERİ

Oralara gitmelimiydik,Natoya girmelimiydik,Dünyanın öbür ucunda olan biten için Mehmetçik niçin canını verdi v.s.Bu konular konuşulurken Orada canını ortaya koyan Şehit ve Gazilerimiz ikinci planda kaldı.Devlet politikası ne olursa olsun Mehmetçik ona uyar ve görevini yapar,bu hep böyledir.Orada bir savaş oldu,Mehmetçiğe görev düştü,o da gitti ve savaştı,kimisi şehit oldu,kimisi gazi oldu.

Çevremizdeki Kore Gazilerinden bazıları rahmetli oldu,Tanıdıklarımdan aklımda kalanlardan:Rahmetli Hongur İbrahim var,Kazpınarı Köyünden Aliefendileriy Şaban Başaran,Bartın Sanayide Koreli namıyla bir de radyatör ustası var bildiklerimden...Uğurlar Köyünden de bir Kore Şehidi var bildiğim: "Mazlumlarıy Satı"Anam'ıy anlatmasına göre top başında ölmüş..."gideeken Köye üç günlüğüne geldi,çeşme başında herkesiy elini öpüp helallaştı,beyaz bi elbise vardın üzerinde...çok yakuşuklu bi uşakdın"

 

 

 

 

 

2008 © Copyright by amastris® Tüm Hakları saklıdır